Belirlenmesi Konularında Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısına Sınırsız Yetki Verilmesi Şirket Ana Sözleşmesine eklenen bir hükümle, personel alımı, ücret belirleme ve işten çıkarma gibi mali yük doğuran kritik yetkilerin, herhangi bir kadro cetveli, bütçe disiplini veya ücret skalası sınırı olmaksızın Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısına devredildiği ve bu sınırsız yetkinin keyfi personel istihdamına ve adil olmayan ücret politikalarına yol açarak Şirket kaynaklarının verimsiz kullanılmasına neden olduğu görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 375’inci maddesinde Yönetim Kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri sayılmış olup, şirketin üst düzeyde yönetimi ve bunlarla ilgili talimatların verilmesi bu kapsamdadır. Yönetim Kurulu, icra yetkisini devredebilir ancak bu devir, "denetimsiz ve sınırsız bir takdir yetkisi" anlamına gelmemelidir.
Personel politikasının oluşturulması, ücret skalasının belirlenmesi ve norm kadro çalışmalarının onaylanması, şirketin mali dengesini doğrudan etkileyen stratejik kararlardır. Bu yetkilerin, hiçbir objektif kriter (KPSS, eğitim durumu, deneyim şartı vb.) ve mali sınır belirlenmeden şahıslara devredilmesi, kurumsal yönetim ilkelerine aykırıdır. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu’nun "Eşit Davranma İlkesi" gereği, işverenin çalışanlar arasında keyfi ayrımcılık yapması yasaklanmıştır. Ücretlerin belirlenmesinde "eşit işe eşit ücret" ve "kıdem/liyakat" esasları yerine yöneticilerin şahsi takdirinin tek belirleyici olması, hem iş barışını bozmakta hem de şirketi olası tazminat riskleriyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Şirket kayıtları incelendiğinde; 2014- 01 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile Ana Sözleşmenin 12. maddesine eklenen hükümle, personel sayısı ve mali hakları belirleme yetkisinin Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısına bırakıldığı tespit edilmiştir. Ancak bu yetki devrinin sınırlarının çizilmediği, hangi nitelikteki personele ne kadar maaş verileceğine dair onaylı bir "Ücret Skalası"nın veya "Personel Yönetmeliği"nin bulunmadığı görülmüştür.
Uygulama incelendiğinde; benzer işi yapan personeller arasında yüksek maaş farklarının bulunduğu, personel alımlarında liyakat ve ihtiyaç analizinin yapılmadığı, tamamen yöneticilerin şahsi tercihleri doğrultusunda istihdam sağlandığı ve maaş takdir edildiği anlaşılmıştır. Bu keyfi yönetim tarzı, Şirketin personel giderlerinin bütçe içerisindeki payını kontrolsüz bir şekilde artırmış ve kaynakların gereksiz kullanımına sebebiyet vermiştir.
Kamu idaresi cevabında; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) anonim şirketlerin ticari yapısını düzenlediğini, ancak personel özlük haklarının TTK'ya değil, 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili sosyal güvenlik mevzuatına tabi olduğunu belirtmiştir. Şirket ana sözleşmesinin 12. maddesi ve 2014/01 tarihli Yönetim Kurulu kararı uyarınca, personelin özlük haklarını belirleme yetkisinin Genel Müdürlük makamına verildiği ifade edilmiştir. İdare, söz konusu yetki devrinin yasal mevzuat çerçevesinde tesis edildiğini savunmakla birlikte; denetim bulgusu doğrultusunda, önümüzdeki süreçte ALDAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu'nun personel işlemleri konusunda daha aktif bilgilendirileceğini ve bundan sonraki işlemlerin Yönetim Kurulu kararları doğrultusunda tesis edileceğini taahhüt etmiştir .
Kamu idaresi tarafından, personel özlük haklarının İş Kanunu'na tabi olduğu ve yetki devrinin ana sözleşme ile karara bağlandığı ifade edilmişse de, bu durum şirket yönetimine devredilen yetkinin denetimsiz veya sınırsız kullanılabileceği anlamına gelmemektedir. Şirket ana sözleşmesi ve yönetim kurulu kararları ile verilen yetkiler, şirket kaynaklarının verimli kullanılması ve bütçe disiplininin korunması sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
İdare'nin, önümüzdeki süreçte Yönetim Kurulu'nun daha aktif bilgilendirileceğine ve işlemlerin Yönetim Kurulu kararları doğrultusunda tesis edileceğine dair taahhüdü, mevcut yetki devri uygulamalarının şeffaflık ve denetlenebilirlik açısından geliştirilmesi gerektiğini zımnen kabul etmektedir. Kurumsal yönetim ilkeleri gereği, personel istihdamı ve mali hakların belirlenmesi gibi şirketin mali dengesini doğrudan etkileyen stratejik süreçlerin, şahsi takdirlerden arındırılarak onaylı bir norm kadro ve ücret skalası çerçevesinde yürütülmesi, kamu sermayeli bir şirket yapısında esas olmalıdır.
Genel Müdürlük makamına tanınan yetkilerin, Yönetim Kurulu'nun etkin gözetimi ve objektif kriterlere dayalı bir ücretlendirme politikasıyla (ücret skalası vb.) sınırlandırılması önem arz etmektedir. İdare'nin taahhüt ettiği şekilde, personel süreçlerinin Yönetim Kurulu kararlarına ve mali disipline dayalı olarak yeniden yapılandırılması, idari ve mali risklerin azaltılması bakımından uygun olacaktır.
Sonuç olarak, kamu sermayeli bir şirkette personel rejiminin şahısların keyfi kararına bırakılması kabul edilemez. Bu itibarla; Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcısına sınırsız yetki tanıyan Ana Sözleşme hükmünün ve ilgili Yönetim Kurulu kararının ivedilikle revize edilmesi, personel alımlarının objektif, şeffaf, liyakate dayalı ve ihdas edilecek "Norm Kadro" ile "Ücret Skalası" esaslarına göre Yönetim Kurulu onayıyla yapılması, mevcut personel ücretlerindeki keyfi dengesizliklerin giderilerek hakkaniyetli bir yapının kurulması ve sınırsız yetki kullanımından doğan şirket zararının tespiti halinde sorumlulara rücu edilmesi gerekmektedir.
Kaynak bilgisi
Sayıştay · 2025 - ALDAŞ ALTYAPI YÖNETİM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ · Bulgu 10 · PDF sayfa 43 · https://www.sayistay.gov.tr/reports/peYMLKvQd9-aldas-altyapi-yonetim-ve-danismanlik-hizmetleri-sanayi-ve-ticaret-anonim-sirketi