Aliakent A.Ş.’nin yönetim kurulu kararı olmadan belediyeye ait başka bir şirketten yüksek tutarda borç aldığı ve bu işlemi hatalı muhaebeleştirdiği görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun, Yönetim Kurulu ile ilgili bölümünün " Görevler ve yetkiler, 1. Genel olarak" başlıklı 374'üncü maddesinin, " (1) Yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir." “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369’uncu maddesinin,
“ Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” hükümleri gereğince borçlanma için buna yetki ve izin veren bir yönetim kurulu kararının alınmış olması gerekmektedir.
6098 sayılı Borçlar Kanun’unun “Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler” başlıklı 19’uncu maddesinde; “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” denilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/19 Esas, 2005/42 Karar sayılı ilamında muvazaa; en basit tanımıyla, sözleşme taraflarının üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm doğurmaması konusunda anlaştıkları bir işlemi görünürde gerçekleştirmeleri olarak tanımlanmıştır. Bu şekilde tesis edilen işlemler muvazaalı işlemler olarak adlandırılmaktadır.
Nispi (mevsuf) muvazaa ise sözleşmenin niteliğinde, konusunda, şartlarında veya taraflarında ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda görünüşteki işlem, tarafların gerçek iradesine uygun olmadığından geçersiz kabul edilir. Gizli işlem ise, kanunun öngördüğü şekil şartlarına ve sözleşmelerin geçerliliği için aranan genel geçerlilik koşullarına uygun olması hâlinde hukuken geçerlilik kazanabilecektir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı” başlıklı 13’üncü maddesinde; “Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.” denilmektedir.
Yapılan incelemede, Aliakent A.Ş.’nin belediyeye ait Aliağa Petrol Anonim Şirketinden yönetim kurulu kararı olmadan 124.500.000,00 TL tutarında borç temin ettiği, söz konusu tutarın fiilen herhangi bir alım satım gerçekleştirilmediği hâlde 340- Alınan Sipariş Avansları Hesabında muhasebeleştirilerek iş karşılığı avans niteliğinde gösterildiği tespit edilmiştir. Aktarılan tutarın Şirketin SGK ve vergi borçları ile gecikme cezalarının ödenmesinde kullanıldığı görülmüştür.
Söz konusu uygulama, Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde muvazaalı işlem olduğu değerlendirilmektedir. Zira gerçekte amaç kaynak aktarımı olmasına rağmen, işlem bir iş karşılığı avans verilmiş gibi gösterilerek mali tablolara yansıtılmıştır. Bu işlemlerin, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri kapsamında örtülü kazanç dağıtımı olarak değerlendirilme riski yüksek olup, bu durum mali ve cezai çeşitli yaptırımlara yol açabilecektir.
Şirket cevabında, bulguda yer verilen muvazaa ve örtülü kazanç dağıtımı değerlendirmelerine katılınmadığı, muhasebe hesabının hatalı seçilmesinin tek başına bu sonuçları doğurmayacağı ifade edilmiştir. Ayrıca, aktarılan kaynağın kamu borçlarının ödenmesinde kullanıldığı belirtilmiş; finansman işlemlerine ilişkin muhasebe kayıtlarının gerçek mahiyetine uygun hâle getirileceği ve bundan sonraki süreçte bu işlemlerin yazılı protokol, yönetim kurulu kararı ve emsallere uygunluk esasları çerçevesinde yürütüleceği ifade edilmiştir.
Ancak mali tabloların incelenmesinde, söz konusu finansman desteğinin 340- Alınan Sipariş Avansları Hesabında, sanki bir iş veya mal teslimi karşılığında alınmış avans niteliğindeymiş gibi muhasebeleştirildiği görülmektedir. Oysa taraflar arasında herhangi bir mal veya hizmet ilişkisinin bulunmaması karşısında, bu muhasebeleştirme şekli işlemin gerçek ekonomik mahiyetini yansıtmamakta ve finansman aktarımını görünürde bir ticari işlem gibi göstermektedir. Bu durum, işlemin gerçek niteliğinin mali tablolarda gizlenmesine neden olmaktadır.
Diğer taraftan, finansman sağlayan şirket tarafından herhangi bir ticari gerekçe veya emsale uygun bedel bulunmaksızın faizsiz şekilde kaynak aktarılması da hukuki ve vergisel açıdan risk taşımaktadır. Nitekim bu tür işlemlerin, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde örtülü kazanç dağıtımı olarak değerlendirilmesi ve buna bağlı vergisel sonuçlar doğurması ihtimali bulunmaktadır. Bu nedenle, söz konusu işlemin yalnızca muhasebe hesabının yanlış seçilmesi olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, işlemin hukuki ve ekonomik mahiyetinin bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, anılan mevzuat gereğince herhangi bir mal veya hizmet alımına dayanmaksızın gerçekleştirilen kaynak aktarımlarının gerçek duruma uygun şekilde kaydedilmesi ve bununla birlikte borçlanmaya ilişkin olarak yönetim kurulu kararlarının alınması gerekmektedir.
Kaynak bilgisi
Sayıştay · 2025 - ALİAĞA BELEDİYESİ ALİAKENT PEYZAJ SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ · Bulgu 4 · PDF sayfa 25 · https://www.sayistay.gov.tr/reports/k2oe2bygne-aliaga-belediyesi-aliakent-peyzaj-sanayi-anonim-sirketi